Dışişleri Bakanlığı’nın Hürmüz Boğazı’ndaki Deniz Güvenliği ve Emniyeti Konusunda İran İslam Cumhuriyeti’nin İlkesel Tutumuna Dair Açıklaması
Dışişleri Bakanlığı’nın Hürmüz Boğazı’ndaki Deniz Güvenliği ve Emniyeti Konusunda İran İslam Cumhuriyeti’nin İlkesel Tutumuna Dair Açıklaması
Bismillahirrahmanirrahim
Dışişleri Bakanlığı’nın Hürmüz Boğazı’ndaki Deniz Güvenliği ve Emniyeti Konusunda İran İslam Cumhuriyeti’nin İlkesel Tutumuna Dair Açıklaması
(22.03.2026)
İran İslam Cumhuriyeti, Birleşmiş Milletler Şartı ve uluslararası hukuk ilkelerine bağlı sorumlu bir devlet olarak, seyrüsefer serbestisi ile deniz taşımacılığının güvenliği ve emniyeti ilkesine her zaman saygı göstermiş ve uzun yıllar boyunca Fars Körfezi, Hürmüz Boğazı ve Umman Denizi dâhil olmak üzere bölgenin deniz alanlarında bu ilkeleri korumak için çaba göstermiştir. Hürmüz Boğazı’ndan geçiş dahil olmak üzere bu ilkelere pratikte saygı gösterilmesinin, kıyı devletinin egemenliğine ve egemenlik haklarına saygı gösterilmeden gerçekleştirilemeyeceği açıktır.
Amerika ve Siyonist rejimin 28 Şubat 2026 tarihi itibarıyla İran’a karşı gerçekleştirdiği askerî saldırıyı müteakip, ki bu, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 2. maddesinin 4. fıkrasının ve kuvvet kullanımını yasaklayan emredici kuralın açık bir ihlalidir, Fars Körfezi ve Hürmüz Boğazı bölgesine tehlikeli bir durum dayatılmış; bu durumun etkileri deniz seyrüseferi ve taşımacılığının güvenliği ve emniyetini de doğrudan etkilemiştir.
İran İslam Cumhuriyeti, saldırgan taraflara karşı meşru müdafaa hakkını kullanmak doğrultusunda, bölgedeki Amerika’ya ait askerî üs ve tesisleri hedef almanın yanı sıra, saldırganların ve destekçilerinin Hürmüz Boğazı’nı İran’a karşı düşmanca amaçlarını ilerletmek için kötüye kullanmamalarını sağlamak üzere bir dizi tedbir almıştır. Hürmüz Boğazı’nın kıyı devleti olarak İran İslam Cumhuriyeti, uluslararası hukukun yerleşik ilke ve kurallarına uygun biçimde, saldırgan taraflara ait veya onlarla bağlantılı olan ve onların saldırılarına katılan deniz araçlarının geçişini engellemiştir
Aynı zamanda, İran İslam Cumhuriyeti sorumlu bir yaklaşım çerçevesinde, Fars Körfezi, Hürmüz Boğazı ve Umman Denizi’nde gemiler ve denizciler üzerinde ek riskler yüklenmesini önlemek amacıyla bir dizi ihtiyati tedbir almıştır.
Bu bağlamda, defalarca vurgulandığı üzere, Hürmüz Boğazı kapalı değildir söz konusu Boğazda deniz trafiği askıya alınmamıştır. Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer, yukarıda belirtilen gerekli tedbirlere ve savaş durumu nedeniyle alınan önlemlere uyulması kaydıyla devam etmektedir.
Şu hususun altı çizilmelidir ki, saldırgan taraflar, yani Amerika ve Siyonist rejime ve bu saldırıya katılan diğer taraflara ait gemiler, teçhizatlar ve her türlü kapasite Düşmanca olmayan normal geçiş niteliğine sahip değildir ve onlarla çatışma nedeniyle oluşan hukuki çerçeve içinde, yetkili İran makamlarının karar ve tedbirleri doğrultusunda muamele edilecektir.
Düşman olmayan gemiler ya da diğer ülkelerin gemileri, İran’a karşı saldırı eylemlerine katılmadıkları ya da bu eylemlere iş birliği yapmadıkları ve ilan edilen güvenlik ve emniyet düzenlemelerine ve tedbirlerine uydukları sürece, İran’ın yetkili makamları ile koordinasyon halinde, Hürmüz Boğazı’ndan güvenli geçişten yararlanabilirler.
Bu su yolunda ve çevresindeki bölgede meydana gelen her türlü aksaklık, istikrarsızlık veya artan risklerin sorumluluğunun, İran’a karşı hukuka aykırı ve suç niteliğinde bir savaş dayatarak bölgesel istikrarı ve uluslararası deniz taşımacılığının emniyetini ve güvenliğini benzeri görülmemiş bir tehdit altına sokan Amerika rejimi ile Siyonist rejime ait olduğu apaçık ortadadır.
İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Fars Körfezi, Hürmüz Boğazı ve Umman Denizi’ndeki deniz seyrüseferinin emniyeti ve güvenliği ile ilgili her türlü düzenleme, girişim veya mekanizmanın, İran İslam Cumhuriyeti’nin hak ve çıkarlarına tam saygı gösterilerek, yetkili makamlarıyla koordinasyon içinde ve saldırganlık ile çatışma durumundan kaynaklanan gerçekler dikkate alınarak gerçekleştirilmesi gerektiğini bir kez daha vurgular. Bu Boğaz'da güvenliğin tam olarak yeniden tesis edilmesi ve kalıcı istikrarın sağlanması için askeri saldırı ve tehditlerin sona ermesi, Amerika rejimi ve Siyonist rejim tarafından istikrarı bozan eylemlerin durdurulması ve İran'ın meşru çıkarlarına tam saygı gösterilmesi gerektiği açıktır.