2 April 2026
2026/03/02 - 14:29
View 227

İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın İslami İranın büyük lideri Hazreti Ayetullah Hamanei’nin şehadeti münasebetiyle yayımladığı bildiri

İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın Ümmetin önderi ve İslami İranın büyük lideri Hazreti Ayetullah el-Uzma Hamanei’nin (Kuddise Sırruhu Şerif) şehadeti münasebetiyle yayımladığı bildiri

"Müminler içinde Allah'a verdikleri sözde duran nice erler vardır. Onlardan kimi adağını yerine getirdi şehit oldu, kimi de sırasını beklemektedir. Onlar verdikleri sözü asla değiştirmediler."

Bismillahirrahmanirrahim

Ümmetin önderi ve İslami İran'ın büyük lideri Hazreti Ayetullah el-Uzma Hamanei (Kuddise Sırruhu Şerif) mübarek Ramazan ayının onuncu günü olan cumartesi sabahı Amerika ve Siyonist rejim tarafından konutuna düzenlenen vahşice saldırılar esnasında yüce şehadet mertebesine  erişmiş ve Melekût-u A'lâ"ya yükselmiştir.

İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, bu mümtaz alim ve yüce  rehberin Hazreti Bakiyyetullah el-A’zam’ın (Ruhumuz ‘Ona Feda Olsun) huzuruna, onurlu İran milletine, İslam ümmetine ve dünyadaki tüm özgür ve ahlak sahibi insanlara taziye dileklerini sunmaktadır.

Amerika ve Siyonist rejimin, İslamî İran’ın yüce lideri ile ülkenin diğer üst düzey yetkililerine yönelik suikastta, ülkenin toprak bütünlüğüne ve ulusal egemenliğine karşı askerî bir saldırı çerçevesinde gerçekleştirdiği  terör eylemi, beşer camiasının kabul ettiği tüm normatif ve etiksel ilke ve temellere yönelik benzeri görülmemiş bir saldırı ve Birleşmiş Milletler Şartı ile uluslararası hukukun temel kurallarının en ağır şekilde  ihlali sayılmaktdır.

Dışişleri Bakanlığı, tüm ülkelerin dikkatini şu gerçeğe çekmek istemektedir ki, İran'a karşı sebepsiz yere gerçekleştirilen askeri saldırı, ülke liderlerinin suikastı ve masum vatandaşların katledilmesi, devletlerarası ilişkilerde çok tehlikeli bir yöneliş ve küresel düzeyde açık zorbalık ve kontrolsüz güç kullanımına doğru korkunç bir dönüştür.

Dışişleri Bakanlığı, uluslararası kuruluşların özellikle de Birleşmiş Milletler, BM Güvenlik Konseyi ve BM Genel Sekreteri ve aynı zamanda BM üyesi her bir devletin, devletler arası ilişkilerde gücün kontrolü ve zorbalığın egemenliğini önlemek amacıyla yüzyıllar boyunca edinilmiş insan deneyimlerinin ürünü olan ilke ve kuralları koruma sorumluluğununu  hatırlatır.

Kuşkusuz, Amerika ve Siyonist rejiminin organize zulüm ve suçlarına karşı kayıtsız kalmak ve  harekete geçmemek, zalimlerin ve suçluların cesaretlenmesine yol açmaktadır, ki bunun etkileri ve sonuçları nesiller boyu tüm dünyayı etkileyecektir. Amerika ve Siyonist rejiminin diplomatik sürecin ortasında İran’a yönelik yeniden bir askeri saldırı gerçekleştirmesi, Haziran ayında gerçekleştirdikleri askeri saldırının tekrarı niteliğinde olup, bu iki şer aktörün, son iki buçuk yılda, Filistinlilere yönelik sömürgeci imha yöntemi  soykırım ve bölgedeki bağımsız ülkelere yönelik saldırılar başta olmak üzere Batı Asya’da başlattığı hegomonik ve suç odaklı operasyonların devamı niteliğindedir.

Bu makus ve kötü niyetli planın tasarımcıları ve uygulayıcıları olan ABD Başkanı ve Siyonist rejimin Başbakanı, dünyanın en yozlaşmış ve kötü niyetli liderlerinden biri olarak kabul edilmekte olup, etik dışı uygulamaları ve işledikleri ciddi suçlar, özellikle soykırım ve savaş suçları, herkes tarafından bilinmektedir.

Şüphesiz, İran’ın aziz ve yüce liderinin adalet, izzet ve özgülük tutkusu, İran sevgisi ve etik değerlere bağlılık yolunda dalgalandırdığı bayrak asla yere düşmeyecektir. Bu yüce ve erdem sahibi İranlı liderin alçakça suikastle hedef alınması, onun adını İran ve Şiilik tarihine ölümsüz bir efsane olarak kazıyacak, İran ve İslam’ın dinanizm ve sürekliliğinin teminatı olacak ve hak arayışı, özgürlük tutkusu ve izzet arzusu ile sonsuza dek hem İranlılara hem de tüm Müslümanlara ilham kaynağı olmaya devam edecektir.

Özgür İran milleti, Allah’a güvenerek ve kendi paha biçilmez medeniyet ve tarih mirasına dayanarak, bağımsızlık, onur ve direniş yolunu daha bir kararlılıkla sürdürecektir. Bu milletin düşmanları iyi bilmelidir ki şehadet, bir yolun sonu değil; aksine tarihî sorumluluk ve direnişin yeni bir aşamasının başlangıcıdır.

متن دیدگاه
نظرات کاربران
تاکنون نظری ثبت نشده است